Halifeleri

Mehmet Ali Efendi

Mehmed Ali Efendi, 1291/1874 senesinde Erbil’de doğmuştur. Babası Kelâmî dergâhı postnişîni Esad Efendi (k.s.), dedesi Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî’nin halifelerinden Şeyh Hidâyetullah Efendi’dir. Erbil’de Hâlidî tekkesinde Mehmet Emin Efendi’den tahsil yapmış ve İstanbul’a hicret etmiştir. Tahsiline İstanbul’da İslâmbolî Hâfız Şakir Efendi’den devam etmiştir. İcâzetini de 1896’da yine bu zâttan almıştır. Babasına intisab etmiş ve Kelâmî Dergâhı’nda uzun yıllar hizmet etmiştir.

Esad Efendi (k.s.), Kelâmî Dergâhı’na ilaveten kendisine tevcih olunan Selimiye Dergâhı’na, oğlu Mehmed Ali Efendi’yi görevlendirmiştir.

Bir gün Mevlevî dergâhlarından birinin şeyhi bir yere izinli olarak gitmek istediklerinde, o hafta dersi Esad Efendi (k.s.)’nin idare etmesi için ricada bulunur. Esad Efendi (k.s.) de Ali Efendi’yi gönderir. Ali Efendi’nin idare ettiği o günkü zikir meclisine katılanlar bugüne kadar böyle feyizli bir zikre katılmadıklarını itirafa mecbur kalmışlardır.

Süleymaniye Medresesinin ilk açılışında imtihanı vererek ruûsa nail olmuş ve bu medreseye girmiştir. Bu medresenin tefsir ve hadis bölümünden icazet almıştır. Tefsir ve hadise dâir bir eser vererek Ders Vekâleti’ne verilmiştir. Mehmed Ali Efendi, “Tedkikat ve Te’lifat-ı İslâmiyye Heyeti” ikinci reisliğini yapmıştır. 1903’te Musıla-i Sahn Müderrisi, 1907’de İzmir pâyesine nail olmuştur. 1328/1910 senesinde Surre-i Hümayun kadılığında bulunmuştur. Ve bu görev dolayısıyla aynı yıl Hicaz’a gitmiştir. 1334/1915 senesinde Haseki’deki Bayrampaşa, diğer isimleriyle Basamağ-ı Şerif ve Baba Efendi dergâhı postnişini olmuştur.63 1917’de İbtida-i Hariç müderrisi olmuş ve 1918’de dersiâm olmuştur.

Bahaeddin Efendi adında bir oğlu olduğu bilinmektedir. 1931 senesinde Babası Esad Efendi’yle birlikte Menemen Olayıyla ilgisi olduğu gerekçesine binaen tutuklanarak idamla cezalandırılmıştır. Asılırken:

“Son sözün nedir?” suâline:

“Tevhid kelimesidir!” şeklinde karşılık vermiştir.

Şeyh Esad Erbilî Hazretlerinin oğlu Mehmed Ali Efendi, Kelâmî Dergâhında CarlVett’le yaptığı müzakereler  sırasında insanı şöyle anlatmıştı ve Esad Efendi bu ikili konuşmayı derin bir tefekkürle dinlemişti. Geniş omuzlu, siyah sakallı Şeyh Mehmed Ali Efendi şöyle dedi;

“Her şeyden önce, insanın kâinatta diğer mahlûkat arasındaki yeri hakkında net bir bilgiye sâhip olmalıyız. Kur’ân tefsirinde, Allah’ın insanı yarattıktan sonra bütün meleklerine varlıkların en şereflisi olarak ona secde etmeleri gerektiği yazılıyor.

İblis hariç bütün melekler Allah’ın emrine uydu. Böylece Allah (c.c) isyan eden İblisi huzurundan kovdu. O da insanı (Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havva’yı) yasak ağacın meyvesinden yedirerek huzurdan/cennetten kovulmalarına sebep olarak insandan intikamını almış oldu. Şeytan yüzünden insan, Allah’ın (c.c) kendisine çizmiş olduğu yoldan ayrılmış oldu.

İblisin bu işte yardımcıları, karanlık unsur olan ve dumanlı ateşten yaratılan cinlerle, şeytanın hizmetkârlığını yapan ifritlerdi.

Melekler ise cinlerin aksine aydınlık unsur olan saf nurdan yaratılmışlardır.

Allah (c.c) insanı topraktan halîfe olacak vasıfta yaratmış ve kendi rûhundan üfürerek ona kendi İlâhî özelliklerinden  vermiştir.

İnsan bütün hayatı boyunca bu İlâhî hakîkatin farkında olursa, iblisin ve şeytanların aldatmalarına karşı koyabilir. Ve bu şekilde her zaman daha yüksek makamlara yükselir. Neticede insan böylece rûhunda Allah (c.c) tarafından verilmiş bu aydınlık ve İlâhî  yönvasıtasıyla Allah’ın yeryüzündeki halîfesi olabilir, bu görünen maddî hayatın ötesinde Allah’ın (c.c) huzuruna vasıtasız olarak yükselebilir.

Allah (c.c) insana canlı, diriltici sözü/kelamı (Kur’ânı) hediye etmiştir. Bu kelam ile insan, bütün meleklerin ulaşabileceklerinden daha yüksek mertebelere çıkabilir. Çünkü melekler sadece Allah’a (c.c) itaat ve hizmet etmek için yaratılmışlardır.

Hıristiyanlar Hazret-i İsa (a.s)’ya Allah’ın sözü ya da logos derken hata ediyorlar. Hazret-i İsa aleyhisselam, Hazret-i Muhammed aleyhisselamın kabul edip geleceğini bildirdiği büyük bir peygamberdir.”

Bu konuşmasında sonra Mehmed Ali Efendi (k.s) hayvanların âhiretteki durumu hakkında şu açıklamayı yapar;

“Her halükârda onların ruhları da aynı şekilde hesap gününe kadar korunacak. Sonra dünyada iken kendilerine kötü muamelede bulunan insanlar hakkında şâhitlik yapmak üzere öne çıkarılacaklar ve sonunda kötü muamele yapan insanlar, hakettikleri cezayı alacaklar.

İşte bu hesaplaşmadan sonra bütün hayvanlar Allah (c.c) tarafından yok  edilecektir.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu