Halifeleri

Avrupa Halîfesi Carl Vett

Ârızın şevkiyle gönlüm gül gibi handan olur
Gözlerin gördükçe gözler şad iken giryan olur
Carl Vett, Danimarkalı bir sosyolog ve araştırmacıdır ve dünyayı dolaşarak hakikati bulmak ve ona râm olmak ister. Her dinle ilgilenen rûhiyatçı bir psikologdur.
Hindistan’da tanıştığı bir imamın tavsiyesi ile tasavvufu araştırmaya karar veren Vett, 1925 baharında bu amaçla İstanbul’a gelir.

İlim ve kültür dünyamızın en azından kulak aşinalığımızın olduğu bazı önemli isimleri ile tanışır, kimisiyle dostluk kurar. Tasavvuf alanındaki çalışmalarıyla bilinen, 1930 yılında Oxford’da toplanan Uluslararası VII. Felsefe Kongresi’nde Türkiye’yi temsil eden ve Esad Erbilî’nin bağlılarından Prof. Mehmet Ali Aynî ve Süleymaniye Medresesi Umumî Felsefe Tarihi müderrisi Ömer Ferid Kâm, Carl Vett’in görüştüğü ve kitabında zikrettiği isimlerden.

Carl Vett’in “dostum” diye hitap ettiği ve birçok konuda fikrine başvurduğu Gazi Mahmut Muhtar Paşa (ö.1935) ise Osmanlı devletinde ordu komutanlığı, nâzırlık, sefirlik gibi görevlerde bulunmuş büyük bir devlet adamıdır. Müridi olduğu Fatih türbedârlarından Ahmet Âmiş Efendi vefat edince, Şeyh Esad Erbilî’ye intisap eder. Kitapta, kendisinin kaynaklarda geçen eserlerinden başka, oryantalist Gibb tarafından Londra’da İngilizce olarak basılmış “The Quranic Wisdom” adlı bir eserinin bulunduğu kaydedilir.

Carl Vett, Gazi Mahmut Muhtar Paşa ve Münir Paşa vasıtasıyla Kelamî Dergâhına gelir ve orada Esad Efendi hazretleri ile tanışır. On beş gün misafir olarak kalır ve Kelâmî Dergâhından Hatıralar ismiyle birkaç farklı tercümesi yayınlanan hatıralarını yazar. Ve bu eserini Esad Erbili Hazretleri ve Menemen Vak’asında idam edilerek şehid olan Mehmed Ali Efendi’ye ithaf eder.

Esad Efendi (k.s.) Carl Vett’i dergâhta ilk olarak “oldukça sıcak bir ilgi ile karşılayıp, tasavvufî tecrübe yaşamak niyetiyle orada kalmak istemesi üzerine, ona memnuniyetini bildirir ve elinden geldiği kadar yardımcı olmaya söz verir.”

Carl Vett, Esad Efendi (k.s.) hakkındaki ilk izlenimlerini de şöyle dile getirir: “Şeyh Efendi bana hoş geldin demek için, gıcırdayan merdivenlerden ağır ağır yukarı çıktı, odama girdi, diz çökerek oturdu; uzun cübbesine sımsıkı sarılmış bir halde, yanındaki yeri nezaketle bana ayırdı. Uzun beyaz sakallı, nurlu yüzlü, tatlı ve yumuşak siyah gözleriyle seksen yaşından çok daha genç gösteren Şeyh Efendi, bu haliyle insanda saygı uyandırıyordu.”

Esad Efendi (k.s.), Carl Vett’le özellikle İslâmî ve tasavvufî konularda ikili sohbet eder. Bu sohbetlerden birinde anlattığı şu hatırası son derece dikkat çekicidir: Esad Efendi (k.s.), Carl Vett’e Avrupalıların Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında ne  düşündüklerini  sorar.  O da: “O kadar çok farklı görüşler var ki… Bu soruyu cevaplandırmak oldukça güç. Ancak Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında kendi fikrimi söyleyebilirim. Ben O’nun en iyi inancı gerçekleştirdiğine, O’na gelen vahy ve ilhamların diğer peygamber ve azîzlere gelenler gibi olduğuna inanıyorum”. Bu noktada Şeyh Efendi Carl Vett’in sözünü keserek: “Yani O bir peygamberdi,  değil  mi?” der. O da: “Evet, der, bana göre O, İslâm’ı bütün insanlara öğretme görevi olan büyük bir peygamber”. Esad Efendi (k.s.): “Ve O’ndan sonra da hiç peygamber gelmedi?” diye ekler. Carl Vett: ise buna, “Hayır gelmedi. Sanırım O, peygamberlerin sonuncusu oldu. O zamandan beri mânevî yolun yolcuları eksik olmamıştır” şeklinde karşılık verir.

Batı dünyasından birinin bu konuda böyle konuşmasına hayret eden Esad Efendi (k.s.), bu cevap karşısında, kendisine otuz yedi sene evvel Şeyhi Tâha’l-Harîrî tarafından keşfen söylenen bir sözü hatırlar: “Oğlum Esad, bu gördüğün rüyaya göre, istikbalde büyük bir mânevî güce sâhip olacaksın. Binlerce mürîdin olacak. Elin Batıya bile ulaşacak”.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu