Menkibeleri
Çoban Sürüsünü Bilmez mi?

Konya’dan bir ihvân İstanbul’a Hazret’i ziyarete gider. Huzurlarına girip, hoşamedî yaptıktan sonra, sünnete ittibâ (sünnete uymak için) Hazret; adını, memleketini sorar. O mürid Konya’ya dönüşünde Hazrete mektup yazar:
- Efendim, falan zaman fakir, sizi ziyarete varmıştım. Fakat siz bizi bilemediniz, der.
Hazret mektubuna cevap yazar ve der ki:
- Evlâdım, cesed; türâbidir (toprağa aittir), zulmânîdir, behîmi (yaratılışında zulmet vardır, hayvanî sıfatlı)dir. Yer, içer, uyur, evlâdını da Rûhaniyet ise; melekîdir, felekîdir, nûrânidir. Yemez, içmez, uyumaz ve evlâdından da gâfil olmaz, buyurmuşlardır.
Diğer bir sözünde de:
- Bir mürşid-i kâmil Allah’ın izniyle, Allah’ın bilirmesiyle çobanı olduğu sürüsünden haberdardır; tek tek isimleriyle, şekilleriyle, meşguliyetleriyle, halleriyle tanır,
“Hepiniz çobansınız, çoban güttüğü sürüden mesuldür.” hadis-i şerifi gereğince; eğer bir mürşid, çobanı olduğu sürüsünden, yani evlâtlarının hallerinden haberi olmaz ise, o mürşid nâkıs (noksan)dır, demiştir.




