YÜKSEK AHLAKLARI

YÜKSEK AHLAKLARI

Tasavvuf ehli âlimler güzel ahlak sahibi insanları şöyle anlatmışlardır: Onlar yüksek mertebeye yerleşmiş bulunan istikamet ehlidir. Onlar, seçkinlerden oldukları hâlde avam içinde görünürler. Öyle ki, zâhir ehli, onları kendi emsâli olarak görür.

Onların fiilleri, sözleri ve dış hâlleri avama; iç hâlleri de üstün vasıflı zatlara lâyık şekilde meydana gelir. Meselâ;

“Bizim Allah katında bir derecemiz yoktur” derler ki, bu sözden, tecellîsine mazhar oldukları ilâhî isimde fâni olup bütün makamlardan geçerek, Allah katında yakınlığa erdikleri mânâsını anlaşılır.

Gönül hâllerini, halkın idrâkinden örtmek için, dış yüz âlimleri gibi, amellerini sevap için yaptıklarını göstererek, hakikat sırlarını keşfettiklerini ve kendilerinin marifet ve muhabbet ehli olduklarını ortaya atıp iddia etmezler.

Yine onlar, mizah üslûplu ve taklit kokan sözler söylemezler; tertemiz bir ifadeyle, zarif bir edâ ve hoş sözlü olarak asla meclisi sıkmaz ve topluluğa ağır gelmezler. Görünüşleri ve anlattıkları, gayet mâkul ve makbul olup tevazu ve oturaklı bir ahlak içinde bulunurlar (Abdulhakim Arvasi (k.s.), Riyazüs Tasavvufiye, s.82).[1]

Ehlullahın ahlâkının genel özelliklerinin anlatıldığı bu kısa girişten sonra; Muhterem Ömer Öztürk’ün her biri numune-i imtisâl olan ahlâkî özelliklerinden bahsedelim.

Tevfik Allah (c.c.)’dandır.

Başa dön tuşu
Kapalı